26 Eylül 2020 Cumartesi

Yeni Aile Üyemiz

Gelecekte hatırlar mısın bilmem kızım... Bu sene (2020) Ağustos ayında Kuşadası'ndaydık. 15 gün nefis bir tatil yaptık. Her anı ile aklımda, her eşsiz duygusu ile yüreğimin bir odasında kayıtlı.


Arkadaşlarım Evrim ve Ensar'ın muayenehanelerine gitmiştik. Evrim ile 12 yaşından beri arkadaşız. Eşi Ensar ile yirmili yaşlarımızın başında tanışmıştık. Nereden baksan 20 yıldır da onunla arkadaşız. Kızları Deniz ile arkadaş oldunuz. Muayenehanelerinden evlerine geçtik. Akşam yemeği yedik birlikte. Evlerindeyken Deniz seni, ailelerinin üyesi muhabbet kuşu ile tanıştırmıştı. Şimdi adını hatırlayamadım. Çok sevimli, çok cana yakındı. Deniz'in omuzuna konuyor, birlikte oradan oraya gidiyorlardı. Senin çok hoşuna gitmişti. Eline konmuştu ve sevmene izin vermişti.

O gün, Evrimlerin evinden ayrıldıktan sonra "Babaaa bizim de kuşumuz olabilir mi?" diye sordun. Hem öyle içten, öyle sıcak sordun ki... Geçen hafta geldiğinde, seni bekleyen sürprizlerden biriydi ailemizin yeni üyesi; erkek bir muhabbet kuşu.


Sarılı, mavili, siyahlı, beyazlı kuşumuzu görünce "ne güzel renkleri var" diye sevdin. Çok itina ile yaklaştın, çok sevdin onu.


Fakat bir mesele var ki henüz aydınlığa kavuşmadı. Adı! Gördüğün andan itibaren koyduğun isimler öyle çok ki...

Önce "Cikcik olsun adı!" diye sevinçle bağırdın. Sonra "Şeker olsun" dedin. Ardından aklına Heidi geldi, evet Heidi. Hani şu çizgi film kahramanı Heidi. Gül Halanın evine gitmeden önce son olarak Pamuk diyelim önerisini getirdin. Bir ara "adı soyadı olsun" dedin ve Şeker Heidi oldu adı. 

Bu durumdan şikayetçi değilim. Aksine çok hoş bir çaba bu. 

Fakat annene gittikten sonra ismini yine değiştirmek istedin. "Yıldız Heidi" oldu sonra. Fakat bugünki konuşmamızda Heidi'den yine vazgeçtin. Bunun nedenini merak ediyorum açıkçası. "Yıldız olsun adı" dedin en son. Ben de neden diye sorduğumda babaannen ve dedenin yıldız olduklarından bahsettin. Bu çok hoştu. Çok inceydi.

Seni çok özledim sarım. Umarım öpücüklerim sana ulaşıyorlardır, akşamları. Yıldız da seni çok özledi. Sen olmayınca daha az şakıyor. Sen olmayınca daha sessiz buralar.

8 Eylül 2020 Salı

Masallar

 Tüm bunlar bittiğinde... Hayatımızı masallar ile dolduracağız güzel kızım. Sana söz.


Seni çığlık atmak kadar özleyen baban...

6 Eylül 2020 Pazar

Yakinda ve tekrar

 Güzel kızım, canım kızım, Sarım;


Bugün seni annene tekrar teslim ederken yaşadığım duygu yoğunluğunu tarif edemem. Yol boyunca, Gül Halanın evinden annenin evine kadar kucağımda güvenle ve daha ayrılmadan hissettiğin ve hissettirdiğin özlemle sarılıp öylece kıpırdamadan başını göğsüme dayamış halin beni öyle derinden etkiledi ki anlatamam. 


Dahası, seninle dedenden kalan evde geçirdiğimiz ilk günde ne kadar çok eğlendiğimizi kayda geçirmek isterim. Öyle çok eğlendik ki bir an bana dönüp  "Baba, ben seninle daha çok kalmak, senin yanında daha çok olmak istiyorum" dedikten sonra bana sarılışını beynimden Alzheimer dahi silemez Sarım.


Annene kızma. Birkaç gündür seni arasam da seninle konuşturmuyor beni. Yine de senin beni annene arattığında annenin arama numarası yapıp "ulaşılamıyor babana" demesini benimle paylaşman beni çok mutlu etti. Saklayamam. Zira telefonum kapalı değil. Merak etme yakin zamanda sana bir telefon alıp daha rahat konusmamızı sağlayacağım. Hem böylece tekrar görüntülü görüşme yapabilecek ve birbirimize fotoğraf yollayabileceğiz.


Sadece biraz sabır.


Seni seven baban.

3 Ağustos 2020 Pazartesi

Kılavuz ve Şahit

Güzel Kızım;

Bugün seninle telefonda konuştuktan sonra - ki 16 gündür biraraya gelemedik malum sebeplerden - içimde tekrar tomurcuklanan ve iyi hissettiren bir duygu oldu.

Büyümene kılavuzluk etmek; yürümeyi, trambolinde zıplamayı, hulahupunu çevirmeyi öğrenmene yardım etmek, bale yapmak, paten kaymak gibi birçok tutkunu keşfetmende aracı olmak - ve daha sayamadığım bir sürü şeye önayak olmak - dünyada tadabileceğim en güzel duyguyu tattırdı. Hele bunlar arasında ileriye taşıdıklarını yaparken seni izlemek, başardığında gözlerindeki ışıltıyı görmek ve ona şahit olmak... Sanırım bir insanı, bir babayı tatmin edebilecek pek fazla şey kalmıyor hayatta bunu tattıktan sonra.

İşte bütün bunlardan dolayı, belki bir gün çıkıp "sana minnettarım" diyeceksin ya... O gün "asıl ben sana minnetarım" diyeceğim.

Paten ve Sen

Bu yaz paten binmeyi öğrendin. Ve inan bana - baban olduğum ya da öğrenmene yardım ettiğim için söylemiyorum - çok kısa sürede harika kaymaya başladın. Aslında sanırım bunda edindiğin arkadaş grubunun da etkisi var. Armağan halanın evinin sitesindeki arkadaşlarının hepsi paten kayıyorlar. Sen de onlara katıldın ama sana patenlerini sanırım Aralık 2019 gibi almıştım. Mayıs ayına kadar - biraz pandeminin de etkisiyle - yalnız 4 defa kayabilmiştin patenlerinle. Onlar da öğrenmen için ilk adım niteliğindeydiler. Önce çok korkuyordun, şimdi ise adeta akrobasi yapmaya başladın patenlerinle. Zıplıyorsun kayarken, bu defa da benim içim gidiyor. 

Hayat her şeye rağmen güzel...

1 Ağustos 2020 Cumartesi

Sevda Tablosu - I


İki ressamın tablosudur sevda,
Ruhlar tuvali.
Dokunur ince fırça darbeleriyle
Narin tenlerine
Yaralarını siler sevdalılar,
Hazla, şehvetle boyarlar
Kimi zaman biribirlerini.
Bazen kalın fırçalar çekilir
Acıtır, kanatırlar en derinden
Hoyrat fırça darbeleri.

Ayrılık emir, sevda baki.

- y


4 Temmuz 2020 Cumartesi

Sevda Tablosu - II

Ona dokundukça boyaları kalktı teninden,

Düştüler yaprak yaprak.

Tomurcuklandı yeniden Gökkuşağı,


Bana dokundukça
Önce huzur doldu damarlarım.
Sonra kızıl taştı
Kanattı tenimi fırçasıyla.

Ama hiç acımamıştı ki...

26 Haziran 2020 Cuma

Doğru - II

Canım Kızım, Bilgem;

Doğruya ya da çözüme, çoğu problemde çoğunluğun değil, azınlığın arasında rastlayacaksın. Azınlığın arasında saklandığından değil, çözüme ulaşmaya çalışanların ve doğru hakkında düşünenlerin azınlıkta olmasından böyledir.

9 Ocak 2020 Perşembe

Ahlak ve Cehalet

Ferit Edgü'nün bir kitabı var; adı "Cahil". Aforizmalardan oluşan deneme türünde bir kitaptır.

Kitaptaki aforizmalardan birinde Ferit Edgü der ki;

"Cahilde eksik olan akıl değildir. (o kurnazdır) eksik olan ahlaktır."

Ahlak senin,
- içinde yaşadığın toplum,
- dünyadaki diğer insanlar (homo sapiens sapiensiz hepimiz),
- dünyadaki diğer canlılar (belki protozoaları dahil edebiliriz),
aslında kısaca diğerleri ile ilişkilerini tanımladığın normlar, değerler ve kurallar bütünüdür.

Cahil için normlar, değerler ve kurallar yoktur. Her canlının kendini tanımlaması, kendini ve diğerlerini konumlandırması için bunlara ihtiyacı vardır. Ahlak, ancak ve ancak akılcılık çerçevesinde bağlam, kapsam ve amaç dikkate alınarak tasarlanır ve ortaya konulurlarsa optimumdur.
 Aksi halde birileri zarar görür (örneğin; ezilir, hak kaybına uğrar), birileri de zarar verir (örneğin; hak yer).
Cahil, bunları tasarlamayı istemeyen, bunlar üzerine düşünmeyi tercih etmeyen, kendi sağkalımının diğerlerine bağlı olduğunu bilmeyen, bilse de önemsemeyen ve yalnız kendini kurtarmaya çalışandır.

Ferit Edgü haklı.

Doğru

Doğru. Kim söylerse söylesin, ağızdan çıkarken dahi insanı etkileyen bir sözcük.

Fakat doğru bir tane değil. Doğru; öyle bir şey ki zamana, mekana, şart ya da şartlara, ve elbette aktörlere göre değişkenlik gösteren bir olgu.

Bazen bir oldu-bittidir doğru. Bazen saklambaç oynar. Ama doğru hiç ağlamaz, eğrilmez ve eğilmez.

Sen de eğilme kızım.