28 Nisan 2021 Çarşamba

Neden Yazıyorum? - 2

 Bir sebep daha; sen okuyasın diye. Yemek gibi okuyasın diye.

Hâttâ okuduğun kadar olmasa da yazasın diye yazıyorum. 

Benim gibi sen de yaz diye, ama benden daha çok ve benden daha iyi yaz... 

Ve ileri git (bunu her anlamı ile yazıyorum!) diye.


16 Nisan 2021 Cuma

Değişim ve Değiştirmek

Canım Kızım;

Hayat ile ilgili en çok duyacağın olgulardan biri de değişimdir. Hattâ o kadar çok duyacaksın ki sıkılabilirsin çünkü ilkeleşmiş bir olgudur da. Değişim, kendini tanımanın anahtarıdır. Aynı zamanda hayatımızın içindeki her bir olgu ile doğrudan ilişkilidir. Kendimizi değiştirmek isteğimizi, maalesef çoğu zaman çevremizi değiştirmek isteğimizin arkasına atarız. Bu birçoğumuz açısından adetâ bir refleksif davranıştır. Bazen bir sevdiğimizi, ailemizden birini, dostumuzu, arkadaşımızı; bazen yolda karşılaştığımız bir yabancıyı değiştirebileceğimize inanırız. Bunun için çabalarız.

Bunu (değişmeyi) belki binlerce defa denemiş ve binlerce defa başaramamış biri olarak düşününce bir aydınlanma yaşadım. Bunu ideolojiler ekseninde açıklamak isterim.

İdeolojilerden her birinin, diğerlerini reddeden karakterinden bağımsız olarak savunucularının yazılı olmayan bir kural gibi kabul ettikleri, diğer ideolojileri karalama ve reddetme hali vardır. Bana olabildiğine itici gelse de arada sırada benim de bir çıkış yolu gibi başvurduğum bir yöntemdir. Bu mutlak reddediş hali, özünde işe yaramaz ve boşunalığının yanında değiştirmek istediğimiz dünyayı değiştiremeyişimizin de baş sorumlusudur. Bu değiştirme çabası, değiştirilmek isteneni mevcut hali ile görememe, kabullenememe ile ilişkilidir. 

Bir sistemi değiştirmek istiyorsak hatalarını, kusurlarını, eksiklerini, dezavantajlarını, avantajlarını, sertliğini ve yumuşaklığını öğrenmeli ve bunları bilmenin yanında, onu olduğu gibi kabul etmeyi ve değiştirmek üzere kullanmayı seçmeliyiz. Tıpkı kullanılabilirlik (bkz. İnsan-Bilgisayar Etkileşimi) alanında yapılan bilimsel çalışmalardaki gibi.

İnceleyip kabullenmeden, değiştiremeyiz. 


dipnot: bir insanı değiştirmek birçok bağlamda, durumda tuhaf bir davranış. Bir sistemi ya da düzeni değiştirmek, daha iyiye evrilmesini sağlamak bu metinde değiştirmenin asıl anlamı.

26 Mart 2021 Cuma

Varlık

 Varlığımızı, nereden baktığımıza bağlı olarak, birçok başka somut ya da soyut varlığa, nesneye ya da olguya borçluyuz kızım. Ama en çok da tabiata, doğaya borçluyuz. Tabiatın var olmak için ihtiyaç duyduğu tek şey ise kendisidir. Diğer her varlık ona tabidir. Biz, insanlar, ona tâbiyiz. 

Doğa, bize varlığımızı devam ettirmemiz için cömert davranmış. Biz de iyi sayılabilecek adaptasyon yeteneğimiz ile ona ayak uydurmuşuz. Değiştirmeye de çalışmışız.

Fakat doğa, hem onu hem kendi varlığını önemsemeyenlerin yanında pek durmamış. 

Bu sebeple, varlığını önce kendine borçlusun. Onu ne ya da kim için ne kadar, ne zaman ve nerede riske edeceğini doğru hesaplamalısın. Aksi halde, doğa da sana arka çıkmayacaktır. 


10 Şubat 2021 Çarşamba

Pusula

Birtanecik;

Ben senin eşsizliğinin tanığı,

Sen benim daimamsın.

Sana hep kuzeyi göstereceğim,

Ne yöne gideceğine yalnız sen karar verirsin.

Bir gün ayrıldığımızda, daha şimdiden nereye bakacağını zaten biliyorsun.

1 Şubat 2021 Pazartesi

Yine isim

 Üç hafta kadar önceydi sanırım (artık yaşlanıyorum, malum yarın 44 yaşına gireceğim), pandemi koşullarında yine evdeydik. Ve yine senin isminle ilgili konuştuk. Bir gün, o nazik içtenliğinde kavurduğun ciddiyetinle şu soruyu sordun bana gülümseyerek "Baba benim adım Nora Pamuk olsun mu?" 

Aslında bunu ilk defa konuşmuyorduk. Yine de ilk defa cevaplıyormuşum gibi "Neden olmasın?" demiştim, "sana bundan sonra Nora Bilge Pamuk diye sesleneceğim ben" diye de ekledim. Duraksadın ve "Nora Pamuk" dedin. 

İsimlerini ben ve annen koyduk. Değiştirmek senin özgürlüğündendir. Buraya kadar her şey tamam. Ama diyeceklerim bitmedi.

İsim, bir insan için kimliktir. "Kimsin sen?" sorusunun cevabıdır isim. Doğarız ve önce ismimiz kulağımıza fısıldanır. İşte o an, belki de dünyanın en büyülü anlarındandır. Senin ismini kulağına, doğduğun hastanede, dünyaya gözlerini açtığının ikinci günü deden Muzaffer Şükrü fısıldadı. İşte o andan itibaren "kim"liğimizin, kim oluşumuzun peşindeyizdir. Bazen yanından geçer gideriz. Aslında bir zamana kadar o bizim adresimizdir.

Sonra o bizi takip eder ve tanımlamaya başlar. Sevenimiz onunla sevgisini haykırır. Düşmanımız onunla çığırır. Her söylenişi eşsiz, benzersizdir. Fakat en son, imamın merhum/merhumesi, cemaatin "Helal olsun!"unun gizli, belirtisiz nesnesidir.

Nora, senin içindeki ve sana doğru olan sevginin tezahürüdür. Bilge benim sana mirasım. Pamuk senin kendini tanımlayışındır.

Adın gibi olasın kızım.