1 Şubat 2021 Pazartesi

Yine isim

 Üç hafta kadar önceydi sanırım (artık yaşlanıyorum, malum yarın 44 yaşına gireceğim), pandemi koşullarında yine evdeydik. Ve yine senin isminle ilgili konuştuk. Bir gün, o nazik içtenliğinde kavurduğun ciddiyetinle şu soruyu sordun bana gülümseyerek "Baba benim adım Nora Pamuk olsun mu?" 

Aslında bunu ilk defa konuşmuyorduk. Yine de ilk defa cevaplıyormuşum gibi "Neden olmasın?" demiştim, "sana bundan sonra Nora Bilge Pamuk diye sesleneceğim ben" diye de ekledim. Duraksadın ve "Nora Pamuk" dedin. 

İsimlerini ben ve annen koyduk. Değiştirmek senin özgürlüğündendir. Buraya kadar her şey tamam. Ama diyeceklerim bitmedi.

İsim, bir insan için kimliktir. "Kimsin sen?" sorusunun cevabıdır isim. Doğarız ve önce ismimiz kulağımıza fısıldanır. İşte o an, belki de dünyanın en büyülü anlarındandır. Senin ismini kulağına, doğduğun hastanede, dünyaya gözlerini açtığının ikinci günü deden Muzaffer Şükrü fısıldadı. İşte o andan itibaren "kim"liğimizin, kim oluşumuzun peşindeyizdir. Bazen yanından geçer gideriz. Aslında bir zamana kadar o bizim adresimizdir.

Sonra o bizi takip eder ve tanımlamaya başlar. Sevenimiz onunla sevgisini haykırır. Düşmanımız onunla çığırır. Her söylenişi eşsiz, benzersizdir. Fakat en son, imamın merhum/merhumesi, cemaatin "Helal olsun!"unun gizli, belirtisiz nesnesidir.

Nora, senin içindeki ve sana doğru olan sevginin tezahürüdür. Bilge benim sana mirasım. Pamuk senin kendini tanımlayışındır.

Adın gibi olasın kızım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder