bunu da yazmam, not düşmem gerektiğini düşündüm. neden yazdığım pek de önemli gelmeyebilir sana. bugünlerde yeni nesil için önemli bi' şey bulmak zor zaten (bu cümle aynen aklımdan geçti, yazdım ve sonra anladım ki tipik ebeveyn tripleri meğer başlamış bende!)
ne diyordum? (bak bu cümle de yaşlılık göstergesi oldu bu günlerde)
yazıyorum çünkü;
1. bu dönem boyunca yaşadıklarımızı hatırlamanın, anmanın anlamlı olduğunu düşünüyorum. tamam, belki bu neden sana anlamlı gelmeyebilir, fakat en azından annen ve benim için bi' yerlerde kayıt altında dursun. açıkçası özellikle bebekliğinin ilk 12 ayı boyunca yaşananları annesinden, babasından, teyzesinden, eniştesinden, ablalarından toplamda 145 bin 896 defa dinlemiş biri olarak bunun hoşuna gitmeyebileceğini biliyorum. bu ihtimali göze alarak seni bir işkenceden daha doğmadan kurtarıyorum. diğer ihtimalde ise; yani olur da bütün bunları binlerce defa dinlemekten, anlamakta zorluk çekeceğimi düşündüğüm bir zevk alacaksan da - en azından şimdilik - detayları unutmamızın önüne geçmiş oluyorum. her halûkârda senin işine yarayacak bi' şey yapıyorum.
145 bin 896 deyince aklıma geldi. daha altı aylıkken annemden - yani babaannenden - ayrılıp teyzemlere - yani diğer babaannene - gitmişim. hem de uçakla. fiyakaya gel, 70lerin sonunda Türkiye'de altı aylık bebekken uçağa biniyorum. asıl noktayı atlamayalım; teyzemlerin beni karşılaması, iki hafta boyunca geceleri gram uyku uyumamam, suratlarına bakıp ağlamam ve evdeki diğer hallerim hakkında etrafımızdaki birçok insanın bilgisi vardır. sanırım sen böyle olmasını istemeyeceksin. ya da istersen de sorun değil.
2.bi' şeyleri kayıt altına almayı seviyorum. sanırım bu içdürtü bende fotoğrafa başladıktan sonra pekişti. yani bi' şeyleri belgelemek - özellikle görsel olarak - hoşuma gidiyor. fotoğraf ve kayıt etmek ya da belgelemek demişken, sanırım geçmişten gelen bi' ince sızı var bende bu konuda aynı zamanda. bebekliğime dair üç-dört fotoğraf ancak bulabilirim şimdi arasam-tarasam. çocukluğumu sorsan durum değişmez; belki 10 tane buluruz. bunu fark ettiğimde lise son sınıftaydım :) biraz geçti. kafam geç bastığından değil tabii. büyürken insan bunları atlıyor. sanırım bu biraz freudyen bi' yaklaşım oldu; yani "sorunun kaynağını bulmak için çocukluğuna inelim" klişesine girdi. Freud'u sevdiğimi söylemiş miydim?
3.hayatımla ilgili kayıt altına aldığım ne varsa, sonraları gördüğümde, okuduğumda hoşuma gitmiştir. o kayıttaki olay trajik dahi olsa... sanırım Freud beni incelemeden öldüğü için şansız hissetmeli.
4. tabii bir de diğer insanlar var. yazdıklarım onlara da iyi gelebilir, gelecekte onların da belki işine yarayabilir. kim bilir? belki de gerçekten faydalanıp ekran başında teşekkür edenler olur. hayat böyle bi' şey artık.
bugünlük burada bitirmeliyim. dün gece yazmaya başladım. sabah anneni denize yüzmeye götürdük anneannenle. "dönüşte bitiririm" diye verdiğim sözü tutuyorum.
bu arada git gide geçici yaşam alanını büyütüyorsun.
not: bu hafta kaşların ve kirpiklerin yerlerini alıyor olacaklarmış. annen, benimkilere benzemesini istiyor, haberin olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder